evden eve nakliyat
DOLAR 43,6062 0.16%
EURO 51,6027 0.37%
ALTIN 6.955,120,18
BITCOIN 30848931.76703%
İstanbul
11°

KAPALI

SABAHA KALAN SÜRE

Depremden Sonra Birlikte Yeniden Doğuş

Depremden Sonra Birlikte Yeniden Doğuş

ABONE OL
Şubat 7, 2026 01:05
Depremden Sonra Birlikte Yeniden Doğuş
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tarih 6 Şubat 2023…
Bu tarih, milletimizin hafızasında sadece büyük bir acı olarak değil, aynı zamanda birlik, dayanışma ve yeniden ayağa kalkma iradesi ile anılacaktır. Kahramanmaraş merkezli depremler, 11 ilimizde ağır bir yıkıma yol açtı; on binlerce insanımızı kaybettik ve şehirlerimiz neredeyse tamamen yok oldu. Ancak bu büyük felaket, aynı zamanda devletin kurumsal gücünü, milletin direncini ve dayanışma ruhunu hem ülkemize hem de dünyaya açık bir şekilde göstermiştir.

Depremin ilk anlarından itibaren devlet, tüm kaynaklarını seferber ederek sahaya inmiştir. Arama kurtarma çalışmaları, sağlık hizmetleri, barınma çözümleri ve lojistik destekler, eş zamanlı ve koordineli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. AFAD koordinasyonunda yürütülen bu çalışmalar, modern afet yönetimi açısından dünyanın en kapsamlı müdahaleleri arasında yer almıştır. Kısa süre içinde 11 ilde kurulan konteyner kentler, geçici barınma alanları, sahra hastaneleri, mobil sağlık üniteleri ve eğitim merkezleri; devletin kriz anlarında gösterdiği organizasyon kabiliyetinin belirgin bir göstergesidir.

Günümüzde, deprem bölgesinde yürütülen kalıcı konut projeleri, altyapı yatırımları ve şehirlerin yeniden inşası, yalnızca fiziksel bir toparlanmayı değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve psikolojik bir iyileşme sürecini de kapsamaktadır. Yeni yaşam alanlarıyla birlikte okullar, hastaneler, yollar ve sosyal donatılar inşa edilmekte; vatandaşların hayatını normalleştirecek adımlar kararlılıkla atılmaktadır. Devlet, vatandaşını enkaz altında bırakmadığı gibi, geleceğine de sahip çıkmıştır.

kardeşlik, merhamet ve birlik ruhunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Acılar paylaşıldıkça hafiflemiş, umutlar arttıkça güçlenmiştir.

Ancak bu büyük süreci sadece yaşamak yeterli değildir. Asıl sorumluluk, doğru okumak, dersler çıkarmak ve geleceğe yönelik kalıcı çözümler üretmektir. Bu noktada, Çay TV ekranlarında Sayın Halil İbrahim Külünkoğlu ile birlikte gerçekleştirdiğimiz deprem programı, önemli bir kamu görevi üstlenmiştir. Programda, deprem gerçeğini, sahada yapılan çalışmaları, devletin 11 ilde gösterdiği üstün çabayı ve gelecekte atılması gereken adımları tüm yönleriyle ele aldık. Amacımız yalnızca yaşananları anlatmak değil; toplumda farkındalık oluşturmak ve çözüm yollarını güçlendirmektir.

Yaklaşık bir yıl önce Çay TV’de yaptığımız bu programda özellikle vurguladığımız bir gerçek vardı:
Deprem konusu, yalnızca felaket anında hatırlanan geçici bir gündem olmaktan çıkmalıdır. Sürekli olarak konuşulmalı, tartışılmalı, bilimsel veriler ışığında incelenmeli ve kurumsal çözümler üretilmelidir. Medyanın görevi yalnızca acıyı yansıtmak değil; aynı zamanda çözüm yollarını, alınması gereken tedbirleri ve toplumsal sorumluluğu da canlı tutmaktır.

Bu vesileyle çağrımızı bir kez daha güçlü bir şekilde yineliyoruz:
Türkiye’nin artık Deprem Bakanlığına ihtiyacı vardır. Depremle mücadele; farklı kurumlar arasında dağılmış ve zaman zaman yetki karmaşasına yol açan bir yapıdan çıkarılmalı; tek merkezden, bilimsel, planlı ve kararlı bir şekilde yönetilmelidir. Şehir planlaması, yapı denetimi, kentsel dönüşüm, afet eğitimi, risk analizi ve kriz yönetimi bu bakanlığın ana sorumluluk alanları arasında yer almalıdır. Bu mesele, günlük siyasetin değil; devlet aklının ve uzun vadeli planlamanın konusu olmalıdır.

Devletimiz son yıllarda deprem konusunda önemli adımlar atmıştır. Özellikle kentsel dönüşüm alanında ciddi bir irade ortaya konmuştur. Ancak uygulamada yaşanan bazı sorunlar da herkesin malumudur. Kentsel dönüşüm süreçlerinde mülk sahipleriyle yaşanan problemler, sürecin en büyük engellerinden biri haline gelmiştir. Özellikle Hatay’da kentsel dönüşüme karşı çıkanların yaşadığı acı tecrübeler ortadadır. Bir ada veya parselde, on hak sahibinden yalnızca bir kişinin “hayır” demesiyle yıllarca süren mahkeme süreçleri hepimizin bildiği bir gerçektir.

Burada unutmamamız gereken çok temel bir gerçek vardır:
Deprem insan hayatına kastetmez; ancak ihmal ve gecikme öldürür.
Ülkemiz bir deprem ülkesidir. Geçmişe döndüğümüzde, depremler nedeniyle defalarca canımızın yandığını ve aynı acıları tekrar tekrar yaşadığımızı görüyoruz. Artık bu duruma “dur” demek zorundayız. Bir kişinin itirazıyla duran kentsel dönüşümler yerine, insan hayatını esas alan ve bir kişinin müracaatıyla dönüşümün başlayabildiği bir sistemin hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, deprem için özel ve bağlayıcı kanunlar mutlaka çıkarılmalıdır. Bu kanunlar; ihmale, keyfiliğe ve rant anlayışına asla izin vermeyen, insan hayatını her şeyin üstünde tutan güçlü bir hukuki zemin oluşturmalıdır. Depremle ilgili düzenlemeler, tavsiye niteliğinde değil; açık, net ve zorunlu hükümler içermelidir. Denetim mekanizmaları güçlü olmalı, sorumluluklar net bir şekilde tanımlanmalıdır.

6 Şubat bize çok şey öğretti.
Birlik olursak yaralarımızı sarabileceğimizi,
Devlet–millet el ele verdiğinde en büyük felaketlerin bile üstesinden gelinebileceğini gösterdi.

Şimdi görevimiz, bu acıyı unutmadan; aklı, bilimi ve sorumluluğu rehber edinerek geleceği inşa etmektir. Çay TV ekranlarından yükselttiğimiz bu çağrı, yalnızca bir televizyon programı ya da bir yayın değildir; gelecek nesillere karşı taşıdığımız vicdani bir sorumluluğun ifadesidir.

Kaybettiklerimizi rahmetle anıyor, bu milletin bir daha böyle acılar yaşamaması için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini bir kez daha güçlü bir şekilde hatırlatıyorum.

 

Selam ve Dua İle…

7 Şubat 2026

 

 


Post Views: 69

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

SON DAKİKA HABERLERİ