14 Nisan 2026 Salı
Nilüfer Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “Nasıl Yapmışlar?” söyleşi serisinde, İngiliz sosyolog Richard Hoggart’ın düşünceleri mercek altına alındı. Doç. Dr. Levent Ünsaldı, sosyolojinin yalnızca büyük yapılarla değil, esasen “yaşanan” hayatla ilgili bir disiplin olduğunu vurguladı.
Pancar Deposu’nda düzenlenen etkinlikte, Doç. Dr. Ünsaldı, kültürel çalışmaların öncülerinden biri olan Richard Hoggart’ın sosyolojik perspektiflerini ve araştırma yöntemlerini dinleyicilere aktardı.
Söyleşinin odak noktası, Hoggart’ın “Okuryazarlığın Kullanımları” adlı eseri oldu. Doç. Dr. Ünsaldı, sosyolojinin yalnızca makro yapılar ve istatistiklerle sınırlı olmadığını, bunun yerine gerçek hayata ve bireylerin deneyimlerine yönelmesi gerektiğini ifade etti. Hoggart’ın işçi sınıfı konusundaki bakış açısını detaylandıran Ünsaldı, bu grubu sadece ekonomik bir varlık veya sömürülen bir kitle olarak tanımlayan geleneksel Marksist anlayışın ötesine geçildiğini belirtti. Bu hümanist ve liberal yaklaşımın, işçi sınıfının kendine özgü kültürel değerlerini ele alarak sosyolojiye sağladığı katkılara dikkat çekti.
Söyleşide gündelik yaşamın dinamikleri derinlemesine incelendi. Sıradan bireylerin dünyayı “biz” ve “onlar” olarak ikiye ayırma eğilimleri ve mahalle hafızasının toplumsal kimlik inşasındaki rolü üzerinde duruldu.
Ayrıca, giderek yaygınlaşan kitlesel popüler kültürün yerel ve otantik bağları nasıl zayıflattığı, Hoggart’ın “kültürel yerinden edilme” kavramı üzerinden tartışıldı. Doç. Dr. Ünsaldı, Hoggart’ın kendi yaşam deneyimlerinden beslenen otobiyografik üslubunu işlevsel bir araştırma yöntemi olarak değerlendirdi.
Gaziosmanpaşa’da bir hurdacıda meydana gelen yangın, çevredeki mahalle sakinlerinde panik yarattı. İtfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesi ile alevler kontrol altına alındı.
Yangın, Şemsipaşa Mahallesi 24. Sokak’taki 4 katlı bir binanın zemin katında bulunan hurdacıda, öğle saatlerinde henüz belirlenemeyen bir sebepten dolayı başladı. Hurda malzemelerin alev almasıyla yangın kısa sürede büyüyerek etkisini artırdı. Olayın bildirilmesi üzerine çok sayıda itfaiye ve polis ekibi olay yerine yönlendirildi. Neyse ki, yangında herhangi bir yaralanma veya can kaybı yaşanmadı; ancak mahalledeki halk korku dolu anlar geçirdi.
Yangın anına tanıklık eden mahalle sakini Şaban Tandur, “Ben aşağıdan dükkanıma doğru yürüyordum. O anda yangını gördüm. Arkada tuvaletler var. İçeride bulunanlar muhtemelen tuvaletin camından çıkmış olabilirler” şeklinde konuştu.
Dünya, yapay zekanın hızlı gelişimiyle tarihinin en büyük dönüşümlerinden birine tanıklık ederken, görsel iletişim sektörü de bu değişimin etkisi altında kalıyor. İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zeka ile üretilen görsellerin gerçeklik algısını zorlamasıyla birlikte ortaya çıkan “mesleki kaygı” konusuna akademik bir bakış açısıyla yanıt verdi. Büker, yapay zekanın bir son değil, keşif anlayışının yeniden şekillendiği yeni bir dönemi başlattığını savunuyor.
Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nalan Büker, yapay zekanın görsel iletişim alanındaki dönüştürücü etkisini ele alarak, üretken yapay zeka teknolojilerinin tasarım süreçlerini “oluşturucu odaklı yaklaşımdan yönlendirme temelli bir yapı” haline getirdiğini belirtti. 2026 yılına ait güncel akademik veriler çerçevesinde mesleğin geleceği üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. 2025-2026 yıllarına ait akademik araştırmaların bulgularına dikkat çeken Büker, üretken yapay zekanın profesyonel görüntü kalitesinde yüzde 95,69’luk bir doğruluk oranına ulaştığını ifade ederek, “Nisan 2025’te Nature dergisinde yayımlanan çalışmalar, yapay zekanın artık yalnızca yardımcı bir araç değil, doğrudan bir alternatif ortak haline geldiğini gösteriyor. Midjourney v7 ve Gemini gibi araçlar, tasarımcılara daha önce mümkün olmayan bir kontrol ve esneklik sağlıyor” dedi.
“Artık yalnızca bir yardımcı değil”
Yapay zekanın yükselişinin tasarımcılar için hem fırsatlar hem de zorluklar içerdiğini vurgulayan Büker, teknik becerilerin bu dönemde tek başına ayırt edici bir değer taşımadığını belirtti. Uzmanların bu dönüşümü “uyum sağlanmazsa tehdit” olarak tanımladığını ifade eden Büker, mesleki rollerdeki değişimi şu sözlerle açıkladı: “Yapay zeka, tasarımcının yerini almayacak; ancak iş yapma biçimini köklü bir şekilde değiştirecek. Tasarımcı, problemi tanımlayan, kavram üreten ve görsel dili belirleyen bir stratejist konumuna geçiş yapıyor. İşin üretimini ise tasarımcının yönlendirdiği algoritmalar üstleniyor.”
“İnsan eliyle yapılan işler daha güvenilir”
Tüketici alışkanlıklarına da dikkat çeken Prof. Dr. Nalan Büker, 2025 tarihli güncel araştırmaların dikkat çekici bir gerçeği ortaya koyduğunu belirtti. Tüketicilerin, tamamen yapay zeka ile üretilen görsellere, insan eliyle yapılan işler kadar güvenmediğini ifade eden Büker, “İnsan eliyle üretilen işler hala daha yüksek güven ve değer sağlıyor. Asıl değer artık ‘kim yaptı?’ sorusunda değil, ‘kim yönetti?’ sorusunda gizli,” şeklinde konuştu.
“Yapay zeka kolay bir yol değil, öğrenme aracı olmalı”
Genç tasarımcıların bu teknolojiye uyum sağlama kapasitesinin oldukça yüksek olduğunu gözlemlediklerini belirten Dekan Büker, eğitim kurumlarının sorumluluklarını şu şekilde özetledi:
Yapay zeka bir “kolay yol” değil, öğrenmeyi geliştiren bir araç olmalı.
Öğrenciler, yapay zeka kullanımını açık bir şekilde belirtmeli; etik ve telif konuları eğitim sürecinin ayrılmaz bir parçası haline gelmeli.
Yapay zeka çıktıları, nihai sonuç değil, sürecin ham malzemesi olarak değerlendirilmeli.
Prof. Dr. Nalan Büker, değerlendirmesini şu kritik uyarıyla tamamladı: “Görsel iletişim mesleğinin geleceğinde, yapay zekayı etkin bir şekilde kullananlar öne çıkarken; teknolojiye direnç gösterenler mesleğin dışında kalabilir. Tehdit, teknolojinin kendisi değil, değişime kapalı olmaktır.”
İbrahim Tatlıses’in Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde geçirdiği safra kesesi ameliyatı başarıyla tamamlandı. Hastanenin Başhekimi Dr. Engin Çakmakçı ve ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bilgi Baca, ünlü sanatçının bir süre yoğun bakımda gözetim altında kalacağını, ancak önümüzdeki hafta taburcu edilmesinin planlandığını belirtti.
Ünlü sanatçı, 7 Nisan’da İstanbul’daki evinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Acil Servisi’ne başvurduktan sonra tedbir amaçlı olarak yoğun bakıma alınan Tatlıses’e, safra kesesi iltihabı (kolesistit) tanısı konulmuş ve antibiyotik tedavisine başlanmıştı. Bugün, sanatçının safra kesesi ameliyatının yapıldığı duyuruldu.
Ameliyatla ilgili bilgi veren Dr. Engin Çakmakçı, “İbrahim Tatlıses, 7 Nisan Salı günü yüksek ateş ve tansiyon düşüklüğüyle acil servise başvurdu. Yoğun bakımda süren tedavisinde, enfeksiyon kaynağı olarak safra kesesi iltihabı belirlendi. İyileşme sürecinin ardından Profesör Doktor Bilgi Baca ve cerrahi ekibi, ameliyat kararı aldı” ifadelerini kullandı.
Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Bilgi Baca, bu sabah yapılan ameliyatla ilgili şunları söyledi:
“İbrahim Bey’in durumu oldukça ciddiydi. Safra kesesi kaynaklı şiddetli bir enfeksiyonu vardı. Kullanmakta olduğu kan sulandırıcı ilaçlar nedeniyle önce antibiyotik tedavisi ile enfeksiyonun düzelmesini bekledik. Bu sabah 9 civarında ameliyata aldık. Ameliyat oldukça komplikeydi ve ciddi bir enfeksiyon içeriyordu. Bu nedenle yoğun bakımda izlemeye almıştık. Ameliyat başarılı geçti ve herhangi bir komplikasyonla karşılaşmadık. Ancak, bu basit bir safra kesesi ameliyatı değil, karmaşık bir süreç olduğu için yoğun bakımda takip edilmeye devam edecek. Her şey yolunda giderse, önümüzdeki hafta taburcu etmeyi planlıyoruz.”
Fatih’te bir iş hanında kurduğu atölyede pirinçten sahte altın üreterek, tanınmış altın üreticilerinin mühürlerini kullanarak bunları pazarladığı iddia edilen bir şüpheli yakalandı. Şüphelinin iş yerinde gerçekleştirilen aramada, satışa hazır durumda 472 sahte altın ile çok sayıda sahte bilezik ele geçirildi. Şüpheli, Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, kendilerine ulaşan bir ihbarı değerlendirerek Fatih ilçesi Taştekneler sokaktaki bir adresi takibe aldı. İş yerinin kapalı olduğunun tespit edilmesi üzerine, polis ekipleri pusu kurarak bir süre sonra iş yerini açan Yüksel A.’yı gözaltına aldı. Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, iş yerinde yaptıkları aramada çok sayıda sahte altın buldu. 1 gramdan 10 grama kadar paketlenmiş sahte altınların üzerinde tanınmış altın firmalarının logoları olduğu belirlendi.
Polis ekipleri, iş yerinde yaptıkları detaylı aramada çeşitli gramajlarda 472 paketlenmiş sahte altın ve çok sayıda bilezik ele geçirdi. Soruşturma sırasında, şüphelinin pirinç kullanarak sahte altınları imal ettiği ve ardından bunları tanınmış altın üreticilerine ait logoların bulunduğu kutularla paketlediği öğrenildi. Ayrıca, şüphelinin ağır gramajlı sahte altınları ve bilezikleri altın suyuna batırarak, kuyumcularda yapılan mihenk taşı ile kontrol edilmesini sağladığı belirlendi.
Sahte altınları kuyumculara gerçek altın gibi pazarlayan şüphelinin, bu yöntemle milyonlarca lira haksız kazanç elde ettiği tespit edildi. Şüpheli, Asayiş Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.