Son üç ayda, mesleğimizin gereklilikleri doğrultusunda ve geleceğe yönelik projeler kapsamında Türkiye’nin çeşitli şehirlerine seyahat etme şansı yakaladık. İlk bakışta basit bir gezi gibi görünse de, bu yolculuklar yeni dostlukların kurulmasına, projelerin şekillenmesine ve ülkemizin farklı kültürlerinin daha yakından tanınmasına olanak sağlayan önemli bir çalışma sürecinin parçasıydı.
Bu süreçte Antalya, Muğla, Isparta, Denizli, Eskişehir ve Kocaeli başta olmak üzere birçok şehri ziyaret etme fırsatı buldum. Her şehir, kendine özgü kültürü, tarihi, doğal güzellikleri ve insanlarıyla bizlerde unutulmaz izler bıraktı.
Antalya: Akdeniz’in Sıcaklığı Sadece Havasında Değil, İnsanlarında da Vardı. Yolculuğumuzun en uzun duraklarından biri Antalya oldu. Antalya’nın merkezi ve birçok ilçesini ziyaret ettik. Gittiğimiz her yerde dostların sıcak ilgisiyle karşılaşmak bizi oldukça mutlu etti.
Başta bizleri yalnız bırakmayan teyzemin oğlu Mehmet Aygün, Saadet Partisi Genel Merkez GİK Üyesi Ramazan Düzen ve isimlerini tek tek sayamadığım kıymetli dostlara içten teşekkürlerimi iletiyorum.
Antalya denilince, pek çok kişinin aklına ilk olarak deniz, güneş ve tatil gelir. Ancak Antalya, bu unsurlardan çok daha fazlasını sunuyor. Toros Dağları’nın eşsiz manzarası, yemyeşil doğası, tarihi kalıntıları ve masmavi koylarıyla adeta bir açık hava müzesi niteliğinde.
Kaş: Gördüğüm En Etkileyici İlçelerden Biri Oldu. Antalya’da bizi en çok etkileyen yerlerden biri Kaş oldu. Yaşamım boyunca birçok il ve ilçe gezdim, ancak Kaş’ın doğal güzelliği ve huzuru gerçekten bambaşka bir deneyim sundu.
Öyle ki ben ve eşim Asiye Hanım, Kaş’ın büyüleyici atmosferine o kadar kapıldık ki fotoğraf çekmeyi bile unuttuk. Telefonlarımız cebimizde kaldı. Çünkü bazen bazı güzellikler, objektif yerine insanın hafızasına kaydolur.
Dar sokakları, begonvillerle süslenmiş balkonları ve eşsiz gün batımıyla Kaş, mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.
Isparta: Güllerin Şehrinde Huzurun Kokusu ile Karşılandık. Yolculuğumuzun bir diğer durağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in memleketi Isparta oldu. Bizleri misafir eden değerli ağabeyim Adnan Bey’e teşekkür ediyorum.
Şansımıza ziyaretimiz, Gül Festivali dönemine denk geldi. Şehrin sokaklarında yürürken gül kokusunu solumak oldukça keyifliydi. Festival alanındaki canlı atmosfer, renkli etkinlikler ve insanların samimiyeti, Isparta’yı daha da özel kılıyor.
Gezdiğim şehirler arasında yaşam maliyeti açısından en ekonomik, en düzenli ve huzurlu şehirlerden biri Isparta oldu. Trafik yoğunluğu az, şehir planlaması başarılı ve yaşam temposu oldukça sakin.
Denizli: Pamukkale’nin Ötesinde Bir Tarih Hazinesi. Denizli denilince akla gelen ilk şey Pamukkale Travertenleridir. Elbette bu travertenler, dünyanın nadir doğal güzelliklerinden biri. Ancak Denizli’nin gerçek zenginliği, yanında bulunan Hierapolis Antik Kentinde gizlidir.
Binlerce yıllık tarihi yapılar, antik tiyatro ve kalıntılar geçmişin izlerini günümüze taşıyor. Tarihe ilgi duyan herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir kültürel miras. Buradan bizleri misafir eden değerli dostum Adem Irakın’a da ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum.
Muğla: Her İliçesi Ayrı Bir Cennet. Muğla ziyaretimizde Bodrum, Fethiye ve birçok ilçeyi görme fırsatı buldum. Türkiye’nin turizmde neden dünyanın sayılı ülkelerinden biri olduğunu bu bölgeleri gezdikçe daha iyi anlıyorsunuz.
Bodrum’un hareketli yaşamı, marinaları ve eşsiz koyları gerçekten görülmeye değer. Bizlerle yakından ilgilenen Rizeli Osman ağabeyimize ve pansiyon çalışanlarına misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.
Fethiye: Doğa ile Turizmin Kusursuz Buluşması. Muğla’nın en dikkat çeken ilçelerinden biri de Fethiye. Ölüdeniz’in turkuaz suları, Kelebekler Vadisi’nin doğal güzelliği ve Babadağ’ın eşsiz manzarasıyla Fethiye, hem Türkiye’nin hem de dünyanın önemli turizm merkezlerinden biri.
Yılın on iki ayı hareketli olan bu ilçede hayat hiç durmuyor. Ancak Karadeniz insanı olarak yaz aylarındaki sıcak hava koşullarının oldukça zorlayıcı olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim.
Sancaktepe’den Fethiye’de Bulunan Dostlarımızı Ziyaret Ettik. Fethiye’de bizi en çok şaşırtan konulardan biri, Sancaktepe’den tanıdığımız birçok kişinin burada yaşamını sürdürmesi oldu. Atatürk Mahallesi Muhtarı Cennet Hanım ve önceki dönem Sancaktepe Belediyesi CHP Meclis Üyesi Daimi Derin, bizleri büyük bir samimiyetle ağırlayarak yalnız bırakmadılar.
Gösterdikleri misafirperverlik ve yakın ilgi, bizleri son derece mutlu etti. Kendilerine gönülden teşekkür ediyorum.
Eskişehir ve Kocaeli Yazıları Devam Edecek. Bu seyahatlerimiz kapsamında ziyaret ettiğimiz Eskişehir ve Kocaeli ile ilgili notlarımız oldukça kapsamlı. Bu iki şehirde edindiğimiz izlenimleri, tarihi ve kültürel yönlerini, dikkat çeken ayrıntıları ve yaşadığımız anıları önümüzdeki köşe yazılarımızda okuyucularımızla paylaşacağız.
Türkiye Gerçekten Bir Açık Hava Hazinesi. Yıllardır gazetecilik mesleğim sayesinde ülkemizin birçok noktasını gezme fırsatı buldum. Her yeni şehir, bana aynı gerçeği bir kez daha gösterdi. Türkiye sadece dört mevsimin yaşandığı bir ülke değil; tarihi, kültürü, doğal güzellikleri, denizi, yaylası, gölleri, antik kentleri ve misafirperver insanlarıyla dünyanın en özel ülkelerinden biridir.
Bugün Avrupa’nın birçok ülkesini görmek isteyen vatandaşlarımız var. Elbette dünyanın her köşesi görülmeye değer. Ancak önce kendi ülkemizin sahip olduğu eşsiz zenginlikleri keşfetmemiz gerektiğine inanıyorum. Çünkü Anadolu’nun her şehrinde ayrı bir tarih, ayrı bir kültür, ayrı bir hikaye ve ayrı bir güzellik saklı.
Yolculuklarımızda geriye dönüp baktığımızda, hafızamızda kalan sadece gördüğümüz manzaralar değil; tanıştığımız insanlar, kurduğumuz dostluklar ve yaşadığımız güzel anılar oluyor.
Bu nedenle herkese bir tavsiyem var:
İmkanınız oldukça Türkiye’yi gezin…
Çünkü bu toprakların her köşesi keşfedilmeyi bekleyen ayrı bir cennet.
Selam ve Dua İle…
02 08 2026 Pazar
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.